Oyyla, bir hafta önce beta olarak açıldı. Bu bir hafta kesinlikle açılmadan önceki günlerden çok daha yorucuydu. Açılmadan önce neler yapacağımıza, nasıl olacağına karar veriyorduk. Oyyla’nın açıldığı ilk gün ise iletişim formundan gelen mesajlara yetişemediğimiz anlar oldu(Gerçekten keyifli anlardı). Oyyla’dan bahseden bloglarda/sitelerde en az iletişim mesajları çok sayıda yorumlarla karşılaştık. Bu mesajlar sayesinde çoğumuzun gözüne çarpan/çarpmayan değişiklikler, geliştirmeler yaptık. Tabii ki Oyyla’ya sadece olumlu eleştiriler gelmiyordu. Ama Oyyla hakkında söylenen herşey bizim için önemli olduğundan, herkese mümkün olduğunca cevap yazmaya ve bu yorumlardan ders çıkarmaya çalıştık.
Bir hafta içinde 150′den fazla üyemiz oldu. Yaklaşık 300 farklı link gönderildi. Oyyla sayesinde daha önce hiç görmediğim, bilmediğim birçok güzel şey öğrendim.
Birçok web sitesinde Oyyla ile ilgili haber çıktı (Bugün bir gazetenin iş ve yönetim ekinden mesaj aldım, sınavım dolayısıyla fazla konuşamadık ancak haber yayınlandığı zaman haberdar edeceğim) Oyyla hakkında yazan herkese buradan teşekkür etmeyi borç biliyorum. Bu yazılardan bazılarına dikkat çekmek istiyorum:
Fikir olarak Digg ile aynıydık zaten. Güzel şeyler keşfedersiniz, beğendiğiniz şeyleri gönderirsiniz, yeni şeyleri ilk duyan olmak için bekleyenler sayfasında oyylarsınız. Bu fikri en başarılı olarak uygulayan Digg olduğundan, tasarımda eksik parçaları tamamlamak için Digg’i örnek aldım. Bu durumda “Digg’in kopyası” yorumlarının gelmesi normaldi, ama unutulan, ve asıl tartışılması gereken şey, Oyyla’nın amacıydı.
Medya gelişiyor. Artık gazetede bir yazı yazıp editörün bunu onaylamasını beklemek yerine blogumuza yazıp bunu diğer kişilerle paylaşıyoruz. Burada küçük bir sorun ortaya çıkıyor. Tüm blogları, haberleri takip etmemiz imkansız olduğundan, neyin güzel/faydalı/çarpıcı/kayda değer olup olmadığına birilerinin karar vermesi gerekiyor. İşte Oyyla burada devreye giriyor. Sizin için önemli şeyleri paylaşıyorsunuz, bir editör değil, aynen sizin gibi kullanıcılar oyylarıyla bu yazının önemli olup olmadığına karar veriyorlar. Bu sayede ana sayfada her zaman belirli bir sayıdaki kişi için önemli şeyleri görebiliyorsunuz.
“Bunu zaten Digg gayet güzel bir şekilde yapıyor, Oyyla’ya ne gerek var ki?” düşüncesi içinde olanlar için şöyle bir açıklama yapmak istiyorum: Ben Mersinliyim ve Mersin’in sahilini su basması beni gayet ilgilendiriyor. Ama tüm Türkiye açısından baktığınızda bu haberin çok da bir önemi kalmıyor. Aynı şekilde Digg’e Türkçe ya da Türkiye ile ilgili bir haber gönderdiğinizde diğer haberlerin arasında az ilgi görmekten “gömülüyor”. Bu açıdan baktığınızda neden Oyyla’ya ihtiyaç olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Oyyla ilk haftasında tahmin ettiğimizden çok ilgi gördü. Oyyla Takımı olarak Oyyla’yı daha iyi bir site haline getirmek için her gün çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz. Umarım Oyyla her gün girmek isteyeceğiniz bir site olmaya her zaman devam eder.