Hayatta seçebildiklerimi. Seçme şansım olmayanları. Değiştirmeye gücüm yetenleri. Asla değiştiremediklerimi. Kabullendiklerimi. Karşı koyabildiklerimi. Reddedebildiklerimi. Katlanmak zorunda kaldıklarımı. Çaresizliklerimi. İsyanlarımı...
Düşünüyorum...
İzlerken. Dinlerken. Okurken. Konuşurken. Yazarken. Ağlarken. Gülerken. Durup dururken...
Düşünüyorum...
Yağmurlu bir günde, kırmızı ışıkta , yalın ayak koşup arabanın ön camını silmeye çalışan sümüklü çingene çocuğunun gözlerinin derinlerine doğru bakarken...
Güneşli bir yaz gününde, kendisi gibi siyah çarşaflı annesinin elini tutan, küçük kız çocuğunun, başı arkada sokakta seksek oynayan diğer kız çocuklarını uzaktan seyrederken,
İngiltere’de sosyal servisler tarafından devlet kontrolü altına alınmış, onyedi aylık Bebek P.’nin annesi ve onun sevgilisi tarafından sadistçe öldürülmesine ait haberi televizyonda izlerken,
Tamircideki, aklı ve gözleri sokakta futbol oynayan çocuklarda olan küçük çırağın, ustasına yanlış alet uzatıp, azar işitmesine engel olabilmek için uzattığı yanlış alete müdahale ederken,
Düşünüyorum...
Benim yapmadığım seçimler nedeniyle yaşadıklarımı, bu yaşadıklarımın beni getirdiği yol ayrımlarını, onların kabullenmem gereken sonuçlarını, yaşamımı değiştirebilme şansını bana tanımayanları...
Yapmadığım seçimler nedeniyle bana yöneltilen suçlamaları, yüzüme kapatılan kapıları. Elimden alınan özgür seçim hakkımı...
Düşünüyorum...
Arabasının ön camını kirleten çingene çocuğa bağıran, yan arabadaki kızgın şoförün sesi kulağıma ulaşırken,
Üniversite’de okuduğu yıllarda, görevliler tarafından durdurulan ögrenci servisinden indirilen türbanlı arkadaşları için hiç bir şey yapamamış olmasının üzüntüsünü yıllar sonra benimle paylaşan arkadaşımı bir kafede dinlerken,
Kendisine sürekli yanlış takım uzatan çırağını, aklın sürekli bir karış havada diye azarlayan ustaya kendimce birşeyleri anlatmaya çalışırken...
Yorumlar